« Önceki |

11/12/2007

5.sınıf ders çalışımı

5.sınıf ders çalışma

TÜRKÇE

 

Anlamları aynı yazılışları farklı olan kelimelere ......... denir.

Anlamları ayrı yazılışları aynı olan kelimelere ...........denir.

Mecaz anlam bir şeyin veya bir maddenin gerçek anlamdan çıkıp başka bir anlama geçmesidir.

ÖRNEKLER:

Evimizde sıcak bir yuvaya mecburuz.

Kızın saçı alevlenmiş.

Vs......

Gerçek anlam zaten gerçek anlamdır.

Noktalama işaretlerine çok dikkat edilmelidir. Mesela : ,;?'>< vs gibi şeyler.

Sosyal

 

Kültür:Bir toplumun iklim,yer şekilleri,eğitim,gelenek-görenek gibi bir takım faktörlerle sahip olmasına denir.

Kültürel farklılık:Bir toplumda olan değişik ve farklı açıdan kültür olan şeylere denir.

 

İlkeler:Cumhuriyetçilik.milliyetçilik.halkçılık.laiklik.devletçilik.inkılapçılık

Aile bir kurumdur. Bunun için kadın haklarını koruyalım yani....

9/12/2007

tatlı yiyelim büyüyelim ama fazla yemeyelim lütfen sağlığımız iç

Malzemeler :
 3 yumurta
  2 su bardağı toz şeker
  1 su bardağı süt
  1 su bardağı sıvıyağ
  3 bardak un

  1 paket kabartma tozu
  2 çorba kaşığı kakao




  Hazırlanışı :
Mikserde yumurta ve şekeri çırpın. Yağı, kakao ve sütü ilave ederek iyice karıştırın. Bu karışımdan 1 su bardağı ayırın.

Geri kalan karışıma unu ve kabartma tozunu ilave edin.170 dereceye ısıttığınız fırında pişirin.

Fırından çıkarıp üzerine ayırdığınız karışımı gezdirerek dökün.

9/12/2007

hikaye

Ahırın avlusunda oynarken aşağıda, gümüş söğütler altında görünmeyen derenin hüzünlü şırıltısını işitirdik. Evimiz iç çitin büyük kestane ağaçları arkasında kaybolmuş gibiydi. Annem, İstanbul`a gittiği için benden bir yaş küçük olan kardeşim Hasan`la artık Dadaruh`un yanından hiç ayrılmıyorduk. Bu, babamın seyisi, yaşlı bir adamdı. Sabahleyin erkenden ahıra koşuyorduk. En sevdiğimiz şey atlardı. Dadaruh`la birlikte onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek, ne doyulmaz bir zevkti. Hasan korkar, yalnız binemezdi. Dadaruh onu kendi önüne alırdı. Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, gübreleri kaldırmak eğlenceli bir oyundan daha çok hoşumuza gidiyordu. Hele tımar. Bu en zevkli şeydi. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı... tık... tıkı... tık... tıpkı bir saat gibi... yerimde duramaz,
- Ben de yapacağım! diye tuttururdum.

O vakit Dadaruh, beni Tosun`un sırtına koyar, elime kaşağıyı verir,
- Hadi yap! derdi.
Bu demir gereci hayvanın üstüne sürter, ama o uyumlu tıkırtıyı çıkaramazdım.
- Kuyruğunu sallıyor mu?
- Sallıyor.
- Hani bakayım?..
Eğilirdim, uzanırdım. Ama atın sağrısından kuyruğu görünmezdi.
Her sabah ahıra gelir gelmez,
- Dadaruh, tımarı ben yapacağım, derdim.
- Yapamazsın.
- Niçin?
- Daha küçüksün de ondan...
- Yapacağım.
- Büyü de öyle.
- Ne zaman?
- Boyun at kadar olduğunda....

At, ahır işlerinde yalnız tımarı beceremiyordum. Boyum atın karnına bile varmıyordu. Oysa en keyifli, en eğlenceli şey buydu. Sanki kaşağının düzenli tıkırtısı Tosun`un hoşuna gidiyor, kulaklarını kısıyor, kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu. Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır, o zaman Dadaruh, "Höyt.." diye sağrısına bir tokat indirir, sonra öteki atları tımara başlardı. B

en bir gün yalnız başıma kaldım. Hasan`la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi. İçimde bir tımar etmek hırsı uyandı. Kaşağıyı aradım, bulamadım. Ahırın köşesinde Dadaruh`un penceresiz küçük bir odası vardı. Buraya girdim. Rafları aradım. Eyerlerin arasına falan baktım. Yok, yok! Yatağın altında, yeşil tahtadan bir sandık duruyordu. Onu açtım. Az daha sevincimden haykıracaktım. Annemin bir hafta önce İstanbul`dan gönderdiği armağanlar içinden çıkan fakfon kaşağı, pırıl pırıl parlıyordu. Hemen kaptım. Tosun`un yanına koştum. Karnına sürtmek istedim. Rahat durmuyordu.

- Sanırım acıtıyor? dedim.

Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine baktım. Çok keskin, çok sivriydi. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başladım. Dişleri bozulunca yeniden denedim. Gene atların hiçbiri durmuyordu. Kızdım. Öfkemi sanki kaşağıdan çıkarmak istedim. On adım ilerdeki çeşmeye koştum. Kaşağıyı yalağın taşına koydum. Yerden kaldırabildiğim en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başladım. İstanbul`dan gelen, üstelik Dadaruh`un kullanmaya kıyamadığı bu güzel kaşağıyı ezdim, parçaladım. Sonra yalağın içine attım.

Babam, her sabah dışarıya giderken bir kere ahıra uğrar, öteye beriye bakardı. Ben o gün gene ahırda yalnızdım. Hasan evde hizmetçimiz Pervin`le kalmıştı. Babam çeşmeye bakarken, yalağın içinde kırılmış kaşağıyı gördü; Dadaruh`a haykırdı:

- Gel buraya!

Soluğum kesilecekti, bilmem neden, çok korkmuştum. Dadaruh şaşırdı, kırılmış kaşağı ortaya çıkınca, babam bunu kimin yaptığını sordu. Dadaruh,

- Bilmiyorum, dedi.

Babamın gözleri bana döndü, daha bir şey sormadan,
- Hasan dedim.
- Hasan mı?
- Evet, dün Dadaruh uyurken odaya girdi. Sandıktan aldı. Sonra yalağın taşında ezdi.
- Niye Dadaruh`a haber vermedin?
- Uyuyordu.
- Çağır şunu bakayım.
Çitin kapısından geçtim. Gölgeli yoldan eve doğru koştum. Hasan`ı çağırdım. Zavallının bir şeyden haberi yoktu. Koşarak arkamdan geldi. Babam pek sertti. Bir bakışından ödümüz kopardı. Hasan`a dedi ki:
- Eğer yalan söylersen seni döverim!
- Söylemem.
- Pekâlâ, bu kaşağıyı niye kırdın?
Hasan, Dadaruh`un elinde duran alete şaşkın şaşkın baktı! Sonra sarı saçlı başını sarsarak,
- Ben kırmadım, dedi.
- Yalan söyleme, diyorum.
- Ben kırmadım.
- Doğru söyle, darılmayacağım. Yalan çok kötüdür, dedi. Hasan inkârda direndi. Babam öfkelendi. Üzerine yürüdü "Utanmaz yalancı" diye yüzüne bir tokat indirdi.
- Götür bunu eve; sakın bunu bir daha buraya sokma. Hep Pervin`le otursun! diye haykırdı.
Dadaruh, ağlayan kardeşimi kucağına aldı. Çitin kapısına doğru yürüdü. Artık ahırda hep yalnız oynuyordum. Hasan evde hapsedilmişti. Annem geldikten sonra da bağışlanmadı. Fırsat düştükçe, "O yalancı" derdi babam. Hasan yediği, tokat aklına geldikçe ağlamaya başlar, güç susardı. Zavallı anneciğim benim iftira atabileceğime hiç ihtimal vermiyordu. "Aptal Dadaruh, atlara ezdirmiş olmasın?" derdi.

Ertesi yıl annem, yazın gene İstanbul`a gitti. Biz yalnız kaldık. Hasan`a ahır hâlâ yasaktı. Geceleri yatakta atların ne yaptıklarını tayların büyüyüp büyümediğini bana sorardı. Bir gün birdenbire hastalandı. Kasabaya at gönderildi. Doktor geldi. "Kuşpalazı" dedi. Çiftlikteki köylü kadınlar eve üşüştüler. Birtakım tekir kuşlar getiriyorlar, kesip kardeşimin boynuna sarıyorlardı. Babam yatağın başucundan hiç ayrılmıyordu.

Dadaruh çok durgundu. Pervin hüngür hüngür ağlıyordu.
- Niye ağlıyorsun? diye sordum.
- Kardeşin hasta.
- İyi olacak.
- İyi olmayacak.
- Ya ne olacak?
- Kardeşin ölecek! dedi.
- Ölecek mi?

Ben de ağlamaya başladım. O hastalandığından beri Pervin`in yanında yatıyordum. O gece hiç uyuyamadım. Dalar dalmaz, Hasan`ın hayali gözümün önüne geliyor "İftiracı! İftiracı!" diye karşımda ağlıyordu.

Pervin`i uyandırdım.
- Ben Hasan`ın yanına gideceğim, dedim.
- Niçin?
- Babama bir şey söyleyeceğim.
- Ne söyleyeceksin?
- Kaşağıyı ben kırmıştım, onu söyleyeceğim.
- Hangi kaşağıyı?
- Geçen yılki. Hani babamın Hasan`a darıldığı...

Sözümü tamamlayamadım. Derin hıçkırıklar içinde boğuluyordum. Ağlaya ağlaya Pervin`e anlattım. Şimdi babama söylersem, Hasan da duyacak belki beni bağışlayacaktı.
- Yarın söylersin, dedi.
- Hayır,. şimdi gideceğim.
- Şimdi baban uyuyor, yarın sabah söylersin. Hasan da uyuyor. Onu öpersin, ağlarsın, seni bağışlar.
- Pekala!
- Haydi şimdi uyu!

Sabaha kadar gene gözlerimi kapayamadım. Hava henüz ağarırken Pervin`i uyandırdım. Kalktım. Ben içimdeki zehirden vicdan azabını boşaltmak için acele ediyordum. Yazık ki, zavallı suçsuz kardeşim, o gece ölmüştü. Sofada çiftlik imamıyla Dadaruh`u ağlarken gördük. Babamın dışarıya çıkmasını bekliyorlardı.

Ömer Seyfettin

8/12/2007

Winx club


Ejder Ateşi Perisi

Yaş : 16

Gezegen : Dünya

Hoşlandıkları: Büyülü dünyalar ve varlıklar ile ilgili herşey

Güçlü yanları: Başkalarını düşünür, bağımsız ve doğuştan lider ruhlu

Zayıf yanları: Sabırsız, inatçı, peri kökeni ile ilgili şüphelerinden dolayı biraz da güvensiz.


Bloom, sorunları, okulla ilgili sorumlulukları, arkadaşları ve… düşleriyle dünyadaki herhangi bir genç kızdan farksızdır.

Her gün sessiz sakin geçmekte olan yaşantısını sevmekte, öte yandan büyülü yerlerden ve sihirli varlıklardan oluşan bambaşka bir dünyanın varlığını hayal etmektedir.

Bloom, yüreğinin derinlerinde hayallerinin gerçeğe dönüşebileceğini hissetmektedir. Aslında, çok geçmeden, kendisinde onu çok özel bir kıza dönüştürecek olan büyük bir enerji olduğunu öğrenecektir! (Bu arada, “Enerji,” Sihirli Burçların bir özelliğidir… Sihirli Burcunu bilmiyorsan, Bloom bunu öğrenmene yardım eder!)

Bloom’un yazgısı, kendisinin düşleyebileceğinden çok daha farklı ve heyecan vericidir...

 


Güneş ve Ay Perisi

Yaş: 17

Ülkesi: Solaria

Güç Kaynakları: Enerjisini güneş ve ay ışığından alır.

Hoşlandıkları: Güzel olan herşey, aşk büyüleri ve en son moda giysiler.

Güçlü Yönleri: Hayat dolu, iyimser.

Zayıf Yönleri: Tembel, okulu ve dersleri fazla ciddiye almaz, savurgan.

Diğer Özellikler: Güzellik konusunda son derece bilinçlidir ve Bloom’un yakın arkadaşıdır.


Stella, hayat doludur, ancak biraz bencildir ve kendine gereğinden fazla güvenir. Ancak Bloom’la tanıştıktan sonra kişiliğinin bu olumsuz yönleri biraz düzelecektir.

Stella, gezegeninden Alfea Peri Okulu’na ailesinin isteğiyle gelmiştir. Onlar kızlarının gerçek bir peri olmasını istemektedir. Ama Stella dersleri ve notları pek de önemsemez.

Stella, dersleriyle değil de giyimi ve görünümüyle ilgilidir. Her fırsatta zarafetini sergiler. (“Zarafet,” Sihirli Burçların bir özelliğidir… Sihirli Burcunu bilmiyorsan, Bloom bunu öğrenmene yardım eder!) Gösterişe meraklı ve çok hoş bir kız olduğunun bilincindedir.Doğa Perisi

Yaş: 16

Ülkesi: Yemyeşil Periülkesi

Güç Kaynakları: Enerjisini çiçeklerden ve bitkilerden alır.

Hoşlandıkları: Ormancılık çalışmaları, botanik deneyleri.

Güçlü Yönleri: Grubun en olgunu, son derece sorumluluk sahibi.

Zayıf Yönleri: Kendine güveni az.

Diğer Özellikler: Yatakhanede Bloom’un oda arkadaşıdır.

Flora sıcakkanlı bir kızdır, daima herkese yardım etmeye hazırdır: Bunu doğaya duyduğu sevgiyle de ortaya koyar.

Alfea yatılı okulunda da olgun ve sorumluluk sahibi bir öğrencidir: En büyük düşü, Büyülü Boyut’taki bütün bitki ve çiçeklere yardım etmek için büyülü gücünü nasıl kullanacağını öğrenmektir.

Flora’nın bu kadar duyarlı olması bazen onu utangaç ve çekingen hale getirir, çünkü kendine yeterince güvenmez… (“Duyarlılık,” Sihirli Burçların bir özelliğidir… Sihirli Burcunu bilmiyorsan, Bloom bunu öğrenmene yardım ede


r!) Ama Winx sayesinde, yeteneklerine inanmayı öğrenecektir.

Yaş: 16

Ülkesi: Melodi Peri Ülkesi

Güç Kaynakları: Gücünü bütün müzik türlerinden almaktadır.

Hoşlandıkları: Müzik aletleri çalmak, gün içinde hayallere dalmak.

Güçlü Yönleri: Araştırma için doğal bir yeteneği vardır ve çok iyi bir gözlemcidir.

Zayıf Yönleri: Bazen çok sinirlenebilir.

Diğer Özellikleri: Tecna’nın oda arkadaşıdır ve grubun erkek Fatma’sıdır.

Miusa, müzik dinlemeyi çok sever, böylece günboyu düş kurabilir...

Müziğin gücü, Miusia’yı capcanlı bir kız yapar; her an patlamaya hazır gibidir. Ayrıca, en zor anlarında bile arkadaşlarını neşelendirmeyi başarır.

Bazen düşünceli de olsa, müzik sayesinde hep hareketlidir ve yepyeni fikirlerle doludur: Hemen fark edilen yaratıcılığı Winx’in zor durumlardan
Müzik Perisi
kurtulmasına yardımcı olur.

Yaş: 16

Ülkesi: Tekno Toz Peri ülkesi

Güç Kaynakları: Gücünü yüksek teknoloji ürünü olan herşeyden alır.

Hoşlandıkları: Bilim, bilgisayarlar, buluşlar.

Güçlü Yönleri: Mükemmeliyetçi, çok kararlı.

Diğer Özellikleri: Yarı androiddir.

Tecna, ilgi duyduğu alanlardan dolayı, daima kendini arkadaşlarından biraz farklı hissetmiştir: Ne de olsa, bilimden ve buluşlardan hoşlanmaktadır. Diğer kızlar boş zamanlarını eğlenceli uğraşlarla geçirmeyi severken, azimli ve kararlı bir kız olan Tecna, hep yeni şeyler keşfetmeye çalışır.

Belki duygusuz gibi görünebilir, ama bunun nedeni, onu daima arkadaşlarına bilgece öğütler vermeye yönelten müthiş sağduyusudur. (“Sağduyu,” Sihirli Burçların bir özelliğidir… Sihirli Burcunu bilmiyorsan, Bloom bunu öğrenmene yardım eder!) Arkadaşlarının yardımıyla, Tecna da içindeki duyguları keşfedecektir

<****** language=JavaScript src="http://www.guroldemir.com/hizmetler/secmesoz.asp" type=text/**********>

 

Yaş: 16

Savunma halinde olan bir birlik yenilmeye mahkumdur.
Napolyon Bonapart

1/12/2007

türkiyenin en iyi grupu

Grup Hepsi~


Eren Bakıcı

1984'te İstanbul'da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü'nde orta öğretim ve liseyi bitirdi. Aynı okulda Modern dans eğitimi görüyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi'nin sergilediği oyunlarda altı yıl boyunca rol aldı. Londra'da Urdang Dace Academy'de ve Budapeşte dans okulunda eğitim aldı. Dans grubu "Dans@" ile Çin'de Türkiye'yi temsil etti. Reklam jingle'ları seslendirdi. Britney Spears, Michael Jackson gibi dünya yıldızlarıyla çalışan Selatin Kara'yla bir aylık workshop çalışması yaptı. " Yıldızların Altında " müzikalinde sahne aldı.

Cemre Kemer

1985'te İstanbul'da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü'nde orta öğretim ve liseyi bitirdi. Aynı okulda Klasik Bale eğitimine devam ediyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi'nin sergilediği oyunlarda beş yıl boyunca rol aldı. Kliplerde oyunculuk yaptı. Reklam jingle'ları seslendirdi. Özel şan ve Piyano dersleri aldı.

97.gif

96.gif

Gülçin Ergül

1985'te İstanbul'da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü'nde orta öğretim ve liseyi bitirdi. Aynı okulda Modern dans eğitimine devam ediyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi'nin sergilediği oyunlarda yedi yıl boyunca rol aldı. Reklam jingle'ları seslendirdi. Özel şan, piyano ve Hip Hop dersleri aldı. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk korosunda yer aldı.



Bence Grup Hepsi Türkiye'nin En İyi Grubu...

Yasemin Yürük

1986'da İstanbul'da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü'nde orta öğretim ve liseyi bitirdi. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümünde Klasik Bale Eğitimini sürdürüyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi'nin sergilediği oyunlarda üç yıl rol aldı. Özel şan ve piyano dersleri aldı. Reklam Jingle'ları seslendirdi. Tiyatro dersleri aldı.

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı